Erkin Koray

24 Haziran 1941 İstanbul’un Kadıköy İlçesinde Doğmuştur.
Müziğe, annesi Vecihe Koray’dan piyano dersleri alarak başlayan Lise yıllarında gitara yönelen İstanbul Alman Lisesi’nde okuduğu yıllarda kurduğu amatör bir müzik grubu ile popüler şarkıları çalmaya başlayan ve Lise eğitimini tamamladıktan sonra da müzikten kopmadı ve ilk profesyonel grubu Erkin Koray ve Ritimcileri yılında kurana kadar yarı amatör yarı profesyonel olarak çalışmalarına devam etti.

Bu grupla beraber çalıştığı yıllarda yapımcıların ilgisini çekmeyi başaran Erkin Koray;
1962 yılında Bir Eylül Akşamı isimli ilk 45’liğini çıkardı.
1967 yılında Erkin Koray Dörtlüsü grubu ile, bir yüzünde Kızları da Alın Askere, diğer yüzünde de Aşk Oyunu adlı şarkıların bulunduğu 45’lik ile büyük beğeni topladı.

1970’li yıllara gelindiğinde artık müzik tarzını halka benimsetmiş ve şöhreti yakalamış olan Erkin Koray, Yeraltı dörtlüsü adlı albümüyle devam etti. Bu yıllarda birer sene ara ile, Erkin Koray Süper Grup, Ter ve Stop! Erkin Koray gruplarını kurdu. Erkin Koray bu yıllarda, İlahi Morluk, Aşka İnanmıyorum, Mesafeler, Züleyha, Silinmeyen Hatıralar, Şaşkın ve Fesuphanallah gibi şarkılarla Şimdiki top sırasındaki listelerde üst sıralarda yer aldı.

70’li yılların sonlarına doğru kurduğu The Great Error adlı grupla çıktığı tuırnesinden sonra çalışmalarını tek başına sürdürmeye karar verdi. Bu dönemde çıkardığı Çöpçüler ve Gaddar şarkıları ile büyük beğeni topladı.
Erkin Koray müzik çalışmalarını, çeşitli konser ve festivallerde yer alarak sürdürmektedir.

Ankara Sokakları Şarkısı
Bu bir Ankara hatırasıdır Ankara işidiir
Yıllar önce delikanlılar en hızlı zamanlarında kızılayda
En hızlı anılarını kızılay kaldırımlarına çakarken
Boy boy boydan boya delikanlılar

En hızlı durumlara başlamadan önce birbirimize şöyle bir bakıp

E bu mendili icad edeni ne ne yalıca ya
Ya ya ah gıdı gıdı meh meh

Bu bir Ankara usülüdür akaradan çıkar
Yeni olsa ne eski olsa ne çıkar
Delikanlılar ben biz onlar
Aaa bak daha ne var
En hızlı zamanında Ankara’nın sevdik birbirimizi
Sen ve ben belki çok erken
Ama çok yakındık birbirimize
Bir kız ve bir erkek
Çıııığ gibi yağdık Ankara’nın üzerine

E bu mendili icad edeni ne ne yalıca ya
Ya ya ah gıdı gıdı meh meh

Kaldırımların dili yok onlar söylemez
Biz söyleriz onları nasıl çiğnediğimizi
Sabahaaa karşı fırından ekmek alıp yediğimizi
İçtiğimizi sevdiğimizi sevildiğimizi
Aslında bi hikayemizi anlatmaya kalksak
Zamanın beyni ağrır denizler kurur
Peh eh eh

En hızlı durumlara başlamadan önce birbirimize şöyle bir bakıp

E bu mendili icad edeni ne ne yalıca ya
Ya ya ah gıdı gıdı meh meh